Ramazan Ayı Köşesi

“Hayat Nur’umuzdan" Damlalar

(Kur’an-ı Kerimden Ayetler )

1. Tan yerinin ağarmasına andolsun,

2. On geceye andolsun,(1)

(1) Bu âyette geçen “on gece", kuvvetli olan görüşe göre Zilhicce ayının ilk on gecesidir.

3. Çifte ve teke andolsun,

4. Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır).

5. Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır.

6,7,8,9,10. (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Âd’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a(2) ne yaptığını görmedin mi?

(2) Âyette sözü edilen “kazıklar" ile, Firavun’un ordusundaki çadırların kazıkları kastedilmiş olabilir. Bu takdirde, kinaye yoluyla Firavun’un askerlerinin çokluğu ifade edilmiş olur. Bu kazıkların, insanlara işkence için kullanılan kazıklar olduğu da söylenmiştir.

11,12. Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.

13. Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.

14. Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir.

15. İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, “Rabbim bana ikram etti" der.

16. Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, “Rabbim beni aşağıladı" der.

17. Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.

18. Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.

19. Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.

20. Malı da pek çok seviyorsunuz.

21. Hayır, yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman,

22,23. Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!?

24. “Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım" der.

25. Artık o gün, Allah’ın edeceği azabı kimse edemez.

26. Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.

27. (Allah, şöyle der:) “Ey huzur içinde olan nefis!"

28. “Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!"

29. “(İyi) kullarımın arasına gir."

30. “Cennetime gir.

“Rahmet Deryası"

Peygamberimizden  Mesajlar

Esma-ül Hüsna

Eş-Şekûr: Kendi rızası için yapılan iyi işleri, ziyadesiyle
mükafatlandıran.

El-Aliyy: Çok yüce. Pek yüksek olan.

El-Kebîr: Büyüklüğünde hudut olmayan.

El-Hafîz: Yapılan işleri bütün tafsilatıyla, ayrıntılarıyla
tutan.

Ramazan Sözlüğü

RAHMET

İncelik, ihsan, bağışlama, acıyıp esirgeme. Allah’ın
kullarına acıması, onlara sevgi, şefkat ve merhametle muamele etmesi anlamında
Kur’ani bir tabir. Allah Teala, kullarına rahmet ve şefkatle davranmayı nefsine
vacib kıldığını, Rabbiniz, sizden her kim bilmeyerek fenalık yapar da
arkasından tövbe eder ve nefsini düzeltirse, ona rahmet etmeyi kendi üzerine
almıştır. O, bağışlayan ve merhamet edendir" (e! En’am, 6/54) ayetiyle
açıklamıştır. Rahmet, bütün yaratıkların iyiliğini isteyip onlara yardım etme
arzusu duymaktır. Allah Teala’nın bu kelimeden türemiş bazı güzel isimleri
vardır; Rahman: Esirgeyen, Rahim: Bağışlayan, Erhamürrahimin: Merhametlilerin
en merhametlisi, Hayrürrahimin: Merhametlilerin en hayırlısı, Zürrahme: Rahmet
sahibi, Zü Rahmetin Vasia: En geniş Rahmet sahibi… gibi. Kur’an-ı Kerim’de
yüzden fala yerde geçen bu isimler, Allah’ın rahmetinin çok ve tükenmez
derecede bol ve her şeyi kapladığını gösterir. Cenab-ı Allah yaratıklarına,
şanına yakışır bir acıma ve şefkat duygusu ile muamele eder. Esasen hayatın
kaynağı da, bu ilahi rahmettir. Yaratılışı düşünecek olursak, insanı oluşturan
sperm ve yumurta, çok sağlam, dış etkenlerden korunmuş, rahim denilen çok
müsait bir ortamda birleşerek gelişir. Hayatın ilk kıvılcımı, ancak böyle bir
rahmet ortamında başlayabileceği için ona, aynı kökten türemiş olan Rahim ismi
verilmiştir. Dünyaya gelen her canlı yavrusu ancak, Allah’ın verdiği nimetler
ve ana-babasının sevgi ve merhametiyle gelişip büyüyebilir. Eğer bu merhamet
duygusu olmasa, hayatın devamı mümkün olmazdı. Allah Teala’nın; “Benim
rahmetim her şeyi içine almıştır" (el-Araf, 7/156) sözü bu gerçeği ifade
etmektedir. Canlılar, ilahi rahmetin çeşitli tecellileri olan ve saymakla
bitirilemeyecek nice nimetler sayesinde hayatiyetlerini devam ettirirler. Hak
yolu bulmaları için Allah Tealanın insanlara kitaplar, peygamberler göndermesi
de rahmetinin bir tecellisidir: Ey Habibim Muhammed! Biz seni, alemlere rahmet
olasın diye gönderdik” (el-Enbiya, 21/107),

“Bu Kitabı (Kur’an’ı) sana, her şeyin açıklaması, bir
hidayet ve rahmet kaynağı ve müslümanlar için de bir müjdeci olarak
gönderdik" (en-Nahl, 16/89) ayetleri bunu göstermektedir.

“Allah Teala, rahmetini yüz parçaya ayırdı, doksan
dokuzunu yanında bıraktı, bir parçasını yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça
rahmet sebebiyle bütün yaratıklar birbirine merhamet eder. Hatta yavrulu bir
kısrak, yavrusu daha rahat emebilmesi için ayağını kaldırır" (Buhari,
Edeb, 19) hadisi, rahmet cevherinin aslında bir bütün olduğunu, sadece
insanlara değil, bütün mahlukata verildiğini gösterir. Buna göre, Allah
Teala’nın gerçek rahmetinin büyüklüğünü düşünmek gerekir. Kalbinde merhamet
duygusu taşıyan bir insan, içinde ilahi bir cevher taşıyor demektir. Merhameti
olmayan kişi, bu ilahi nimetten nasipsiz kalmıştır. Hz. Peygamber’in çocukları
sevip okşamasına hayret eden ve on çocuğundan hiçbirini öpmediğini övünerek
söyleyen bedeviye; “Şayet Allah senin kalbinden merhameti söküp almışsa,
ben sana ne yapabilirim? Acımayana acınmaz. " (Buhari, Edeb, 18) demesi de
bunu gösterir.

Kıssa dan Hisse

Esas Ben Hasta İmişim

Bir zaman Cüneyd-i Bağdâdî’nin gözlerinde ağrı meydana
geldi. Tabib çağırdılar, gelen tabib, hıristiyan idi. Muâyene edip;

“Gözlerinize su değdirmeyeceksiniz.” dedi.

Cüneyd-i Bağdâdî;

“Su değdirmesem nasıl abdest alırım?” deyince, tabib;

“Gözleriniz size lâzım ise su değdirmeyeceksiniz.” dedi.

Cüneyd-i Bağdâdî abdest alıp namaz kıldı ve namazdan sonra
bir mikdâr uyudu. Uyandığında gözlerinde hiç ağrı kalmamıştı. O anda duyduğu
ses;

“Yâ Cüneyd! Sen bizim için gözlerini fedâ ettiğin için, biz
de senden o ağrıyı aldık.” diyordu.

Bir zaman sonra hıristiyan tabib tekrar geldi. Baktı ki
gözleri tamâmen iyi olmuş. Hayret edip;

”Nasıl yaptın da iyi oldu?” dedi.

Cüneyd-i Bağdâdî olanları anlatınca, Cüneyd-i Bağdâdî’nin
elini öpüp îmân etti ve;

“Esas ağrıyan göz sizinki değil benim gözlerim imiş.
Hakikatleri göremiyen ben imişim” dedi.

Gökteki Yıldızlardan Yansımalar

(Sahabe Hayatları)

Sahabe Kimdir?

Sözlükte “bir kişiyle birlikte bulunmak, onunla dost ve arkadaş olmak" anlamındaki sohbet kökünden türeyen sahabe, sahip kelimesinin çoğuludur. Sahabe ile birlikte ashap da sıkça kullanılmaktadır. Bunun tekili, sahabidir. Yine sahabe, sohbet etmek, arkadaşlık etmek manalarına da gelir. Bir anlamı da sahiplenenler demektir. Sahabe, Peygamber Efendimizin tebliğini ve hayatını candan sahiplenmiştir. Onların hayatı Efendimizin sevgisiyle ve çevresinde şekillendiği için, günlük ibadetlerinden, savaş hukukuna kadar geniş bir alanda varlıklarını, hayatlarından çok farklı kareleri tespit edebiliyoruz.

Hayatın tüm alanlarında varlıklarını sürdüren sahabe efendilerimiz, bu yönleriyle de kendilerinden sonra gelenlere örneklik teşkil etmişlerdir.

Onların hayatına baktığımızda dini ve dünyayı birbirinden ayırmadıklarını, ibadet eder gibi çalıştıklarını, çalışır gibi de ibadet ettiklerini, dahası ibadet hayatı ve çalışma hayatı diye bir ayrım yapmadıklarını görüyoruz.

Asr-ı saadeti incelediğimizde Resulullah Efendimizin İlahi desteğin yanında kul olarak her zaman tedbirlere başvurduğunu ve tüm hayatında plan ve programlar yaptığını da anlıyoruz.

Günlük Dua